reklam
reklam
Zonguldak
Açık
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Zonguldak
00:00:00
Sahur vaktine kalan
44,2274 %0.02
51,2350 %0.3
59,3578 %0.35
7.114,90 % 0,03
Kalemin Sesi Kültür - Sanat YAYLA OKULU VE SİNEMASI ZONGULDAK KENT KİMLİĞİNİN PARÇASIDIR!

YAYLA OKULU VE SİNEMASI ZONGULDAK KENT KİMLİĞİNİN PARÇASIDIR!

Yayla’nın yıkılması geleceğimi tehdit altında hissettiren çok çok büyük bir kalp kırıklığı bende. İçim eksiliyor. Aidiyet, güven duygum sarsılıyor. Kalbim ağırlaşıyor, nefesim daralıyor, kaygı artıyor. Basit bir “nostaljicilik” ya da “istemezükçülük” değil. Hiç değil. Anlatması zor bir şey.

2 Dakika
Okunma Süresi

Sanıldığı gibi Zonguldak aşığı değilim ben. Sıkılıp kaçmak istediğim bir kentti burası. Fırsat, imkan yok dedikodu çok, klasik (ve haklı) gençlik bunalımları. 

Sonra bu fırsatları kendim yaratmayı akıl ettim, daha ziyade ihtiyaç hissettim. Kent Konseyi’nde düzenlediğimiz Bellek Yürüyüşleri ve kent söyleşileri ile kentin hikayesini bilir, parçalarını tanır, yapılarını fark eder oldum. Ve arkalarındaki anlamları. Birleşerek oluşturdukları bütünü. Bu bütünün 4 kuşaktır parçası olan ailemi, kendimi. 

Böylece yavaş da olsa AİDİYET hissetmeye başladım. Zamanla oluşuyor bu duygu. Birikiyor, tanıdıklaşıyor, sırf alışkanlıktan değil, ait hissettikçe ANLAM kazanır oluyor - muş meğer. Yaşadım gördüm. 

Sonra BİRİSİ geliyor ve senin yapılar, manzaralar üzerinden kurduğun bu anlamın köklerini tek tek kesiyor. Her sene bir kök. Üzülmez gidiyor. Şarjman rapid köprüsü ahşap yapılıveriyor. Alçakgönüllülükten nasibini almamış 4 minareli 3’er şerefeli devasa bir cami kent silüetini kaplıyor. Orta Kapuz bir kule ile resmen tecavüze uğruyor. Köprü yıkılıyor, yer yön oryantasyon yönelim sıfırlanıyor. 

Şimdi Yayla okulu yıkılıyor. Yayla okulu, mahallemin girişinde gözlere şenlik bir zerafet simgesi. Önünden geçerken az katlı, bol ağaçlı, kota uyumlu yerleştirilmiş samimi yapısıyla içimi ısıtıyor. Artık öyle okullar (ve binalar) yapılmıyor. Özgün bir yapı. Tarihine girmeye gerek yok, tarihi önemini herkes biliyor. Yayla sineması dillere destan. Kapalı tutulmasına hayıflanır, bir gün kullanıma açılması hayali kurarken, ya yıkılması? 

Bizim (merkez Zonguldak’ın) kaleleri, surları, arkeolojik kentleri yok. 200 yıllık bir kentiz şunun şurasında. Bunlar yerine şirketimiz, sonra kurumumuz var. Endüstriyel tarihimiz var. İyisiyle kötüsüyle. Onun yarattığı yapılar var, hikayeleriyle.

Bu kentin endüstriyel tarihinin direkt ve dolaylı özgün yapılarını yıkmanın, Diyarbakır’ın surlarını, Bodrum’un antik tiyatrosunu yıkmaktan farkı yok. 

İşte bu yüzden siz her yıkımda yıllar içinde ilmek ilmek örülmüş bağları koparıyorsınuz. Bu yüzden Yayla’nın yıkılması geleceğimi tehdit altında hissettiren çok çok büyük bir kalp kırıklığı bende. İçim eksiliyor. Aidiyet, güven duygum sarsılıyor. Kalbim ağırlaşıyor, nefesim daralıyor, kaygı artıyor. Basit bir “nostaljicilik” ya da “istemezükçülük” değil. Hiç değil. Anlatması zor bir şey.

Derya Aydan-15 Mart 2026

Zonguldak Nostalji

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız