Hastaneler ve Zonguldak Gerçeği
Zonguldak’ta hastaneler yine gündemde.
Ama bu kez konuşan siyasetçiler değil…
Konuşan vatandaş.
Hastaneye giden herkesin cebinde bir hikâye var.
Bekleyenler…
Randevu bulamayanlar…
Acil serviste saatler geçirenler…
Zonguldak sıradan bir şehir değil.
Maden kenti.
Sanayi kenti.
Emek kenti.
Bu şehirde sağlık ihtiyacı da fazla.
Ama hastaneler o yükü taşımakta zorlanıyor.
En büyük sıkıntı randevu.
Birçok branşta günler sonrasına tarih.
Bazen haftalar.
Hasta beklemek zorunda.
Ya da özel hastanenin yolunu tutmak zorunda.
Acil servisler…
Orası zaten ayrı bir hikâye.
Gerçek acil vakalar var.
Ama poliklinikte çözülmesi gereken hastalıklar da acile geliyor.
Sonuç?
Koridorlar dolu.
Bekleyenler çok.
Bir başka mesele personel.
Doktor sayısı sınırlı.
Hemşire sayısı sınırlı.
Bir doktora günde yüzlerce hasta düşüyor.
Bu kolay bir iş değil.
Haliyle yorgunluk büyüyor.
Tükenmişlik artıyor.
Ama burada bir gerçeği de söylemek lazım.
Sağlık çalışanları bu yükün altında büyük mücadele veriyor.
Gece gündüz çalışıyorlar.
Bazen teşekkür bile almadan.
Sorun onların çabası değil.
Sorun sistem.
Zonguldak’ın sağlık altyapısı güçlenmek zorunda.
Daha fazla doktor.
Daha fazla personel.
Daha güçlü hastaneler.
Çünkü bu şehir yıllarca ülkeye kömür verdi.
Emek verdi.
Alın teri verdi.
Şimdi o emeğin karşılığı olarak daha iyi sağlık hizmetini hak ediyor.
